Shop Mobile More Submit  Join Login
×
Karanlık siniyor boz toplara
Güneş yok, ateş yok, eş yok
Tufan, kasırga cehennem
Artık bayrak bile kanayan yara.

Ne gökten bir haber, ne yerde bir iz
Artık her şey bitti, herkes ümitsiz
Güneş çoktan söndü, yıldız da, ay da.

Kapasam da gözümü görecek düş kalmadı.
Ağlamak istiyorum, gözümde yaş kalmadı,
Gönlümü doyurmaya ağusuz aş kalmadı,
Bağrıma basmak için yolumda taş kalmadı.

Tanrım, ey tanrım yerin üstü altından da beter
Açılsın kapıların yeter.
Yalvarıyoruz sana
Sonsuz göklerinden bir ışık gönder.

Ey dipsiz kuyuda gün sayarken
Yumma gözlerini, vakittir uyan
Dalgalan ey deniz, yırtıl ey perde
Ey maden örsten kalk, parla ellere.
Yetişir boşlukta aranan ey el!
Kör! Aç gözlerini, dilsiz dile gel,

Ey dipsiz kuyuda gün sayıklayan
Yumma gözlerini, vakittir uyan!
İniyor damla damla ruhlara nur,
Biten her şey başlıyor şimdi,
Demirci demiri dövmeğe geldi.
Zafer, zafer!
Ey susuz çeşmelerin sel olan suyu,
Gel ki zemzem eski kör kuyu
Başımızda güneş, kalbimizde eş,
Her fikir bir ışık, her his bir ateş
Gözler açıldı, çözüldü diller
Dudaklar kuru, çorak gönüller
Zafer, zafer
Gel ey susuz çeşmelerin sel olan suyu
Gel ki zemzem olsun eski kör kuyu.

Gün doğuyor, ışık bir deniz gibi
Gümüş taşlar uzansın nur pınarına,
Gün doğuyor üstümüzden, gönlümüzden
Selam güneşe, aşka,
Aydın ufuklara, hayata selam!
  • Listening to: ankara
  • Reading: ihsan oktay anar
  • Watching: ...
"Alageyik Efsanesi"

vimeo.com/22132968
  • Listening to: .
oh lord why
what shall i do?

dont you want to say me
dont you want to say me
oh lord how
what shall i do?

oh lord why
what shall i do?

sweet love inside me
sweet love inside me

oh lord how
what shall i do?

who stole the sky?

www.youtube.com/watch?v=m3m5lj…
  • Listening to: .
  • Reading: nihal atsiz
"declare ye among the nations, and proclaim and set up a standard; proclaim and conceal not. say, `babylon is taken, "bel" is confounded, merodach(marduk) is broken in pieces! her idols are confounded, her images are broken in pieces!'"

jeremiah 50:2 (21st century king james version)

en.wikipedia.org/wiki/Bel_(god…

www.youtube.com/watch?v=3sGEda…
  • Listening to: Belus' Tilbakekomst
  • Reading: gurdjieff

teaser of my new 3d animation project

Journal Entry: Sun Jan 31, 2010, 12:13 PM
Check out the teaser from my new animation project "ba's" the resurrection on vimeo.

www.vimeo.com/9109195

You can also check out my "all" works from my personal blog

alicanmeydan.blogspot.com/

yeni filmimin teaser'ı. ben yaptım izleyin, izlettirin.

"Ask the mountains
Springs and fountains
Why couldnt this go on?
Couldnt our happiness go on?
Ask the sun that lightens up the sky
When the night gives in, to tell you why"

www.youtube.com/watch?v=REG7PO…
  • Eating: dünden kalanlar
www.youtube.com/watch?v=ZkMJBS…
  • Reading: haydan gelen huya gider
"yaratmak istiyorsan, sen de bir şeyler ülgen,
yaratıcı olarak, şu kutsal sözü öğren,
de ki hep, "yaptım oldu" başka bir şey söyleme!
hele yaratır iken, yaptım olmadı deme!

ak-ana bunu dedi, sonra kayboluverdi,
denize dalip gitti, bilinmez n'oluverdi.
ülgen'in kulağından bu buyruk hiç çıkmadı,
insana bu öğüdü iletmekten bıkmadı:

"dinleyin, ey insanlar!
var'ı yok demeyiniz!
varlığa yok deyip de,
yok olup gitmeyiniz."

.
.
.
.
.
.
.
(altay yaratılış destanından...)

fatalayer.deviantart.com/galle…
gece :
büyük lâciverdî bahçe.
altın pırıltılarla devranı rakkaselerin.
ve tahta kutularda upuzun yatan ölüler.

bir gün eğer,
benden uzak,
karanlık bir yağmur gibi,
canını sıkarsa yaşamak
tekrar gazalî'yi oku.
ve pîrâyende'm benim,
ben eminim
sen sadece merhamet duyacaksın
ölümün karşısında onun
ümitsiz yalnızlığı
ve muhteşem korkusuna.

bir akar su getirsin gazalî'yi sana :

"- toprak bir kâsedir
çömlekçinin rafında tâcidar,
ve zafer yazıları
yıkılmış duvarlarında keyhüsrevin..."

sozluk.sourtimes.org/show.asp?…
i wonder how winter will be
with a spring that i shall never see
i wonder how night will be
with a day that i shall never see
i wonder how life will be
with a light that i shall never see
i wonder how life will be
with a pain that lasts eternally

in every night there's a different black
in everynight i wish that i was back
to the time when i rode
through the forest of old

in every winter there is a different cold
in every winter i feel so old
so very old as the night
so very old as the dreadful cold

i wonder how life will be
with a death that i shall never see
i wonder why life must be
a life that lasts eternally
i wonder how life will be
with a death that i shall never see
i wonder why life must be
a life that lasts eternally
  • Listening to: burzum
peşinden
koşarken
bunca korkunç şeyin ne olduğunu bilmeden...
zaman hızla akip geçerken, şöyle bi baktım kendime napıyorum diye baktım. olmuyo böyle..

hayat böyle geçmez. biraz da şundan isteyeyim dedim.

aldım, içtim, kokladım.

hayat bana bunlar sayesinde iyi davrandı bi süre.

ama bi süre.

o bi süre geçince olmadı yine.
o bi süre geçince olmadı yine.
ben. sen. hepimiz. geçmeyiz bu yoldan yine..

bakınız burda bizden başkası yok ki zaten.. bakınız burda bizden başkası yok ki zaten..

ah bu hayat.. yanlış hayat. ah bu hayat.. gözümüzden kaçan hayat..
evet, ışık olmadan renkleri göremezdik. ama renkler dünyevidir. maddidir, duyulara hitap eder. bu sebepten sahtedir. sarıya boyalı bir taş, altın sanılabilir. renkler algılara göre değişebilir. ilüzyonun ve sihirbazlığın temeli bu algılarla oynamaktır. çünkü ışık zahiridir, sahtedir.

newton'un elinde üçgen prizmasıyla tanrının ışığını gösterdiğinden beri beyaz'ın optik olarak bütün renklerin birleşimi olduğunu da biliyoruz. ha tanrının ışığı demişken, bütün semavi dinlerin bu ilahi ışığa kafayı taktıkları hiç dikkatinizi çekmedi mi? ışık da ışık, ışık da ışık. o ışık ki, haçlı seferleri başlatan, engizisyonlarda insanları yakan, amerikada 25 milyon insan katleden bir medeniyetin ışığı. sizce beyaz'ın bu temizliği iyiliği ve muhteşemliği bir yanılasama olabilir mi? dünyanın en kirli yerinin beyaz saray olması ile gandalf'ın beyaz pelerini arasında bir bağlantı var mıdır? nedir bu ışığa övgü? ışık neden bu kadar övülüyor? beyaz neden bu kadar herşeye hakim? geceleri bile yanan ışıklar, karanlıktan bu kadar kaçmamız doğamıza uygun mudur? gelinlere beyaz giydirdik, aman ne saf ne temiz, partimizin adına ak dedik, aman ne saf ne temiz, bir çağ başlattık adına aydınlanma dedik, insanoğlunun bütün manevi, ruhani mirasını yıktık, yeni dünya düzeninin temelini attık, bu mudur?

bu değildir, bu binlerce yıldır süregelen bir otoritenin, bizi geçmişte yönetmiş, şu anda yöneten ve gelecekte de muhtemelen yönetecek olanların, bu dünya düzenini kuranların, insanların beyinlerine nüfuz etmesinin bir aracıdır. beyaz sadece yalandır. ışık yalancıdır. ışığın parlaklığına aldanmayın!

ışığa da ihtiyacımız var, ama karanlıktan fazla değil. dengeyi bozacak kadar değil.

ışık güçsüzdür. sonsuz değildir. gideceği yerin, aydınlatacağı yerin bi sınırı vardır. öz karanlıktır. ışık sadece karanlığı geçici olarak aydınlatabilir. o gittikten sonra herşey yeniden karanlık olacaktır. gerçek, ışığın altında gördüğünüz renkler ve cisimler değildir. gerçek, gözleriniz kapalıyken gördüğünüzdür. gerçek hissetmektir çünkü. ışığa aldanmayın.
ışığa sadece böcekler aldanır.


* * *

without light, we cannot see the colors. but all colors are for sense, just for your eyes, for your sight. and your eyes can cheat you. a yellow-colored stone could be seen as gold, unless you analyse it. colors can change with your senses. you cannot trust them. base of illusion and magic is, cheating, faking these senses. because light is virtual, fake.

since newton show us the spectrum of light, while he holds a triangle prism to a light beam, proove that "white" is union of all colors. all colors combine and make white. they say that its "light of god", "divine light". have you ever think that, all major religions use this image, the "light", divine light? they always say light, many times, and white also. do you know how many wars, done by religion? how many people were killed just for their faith? and they also use this word for civilization. "the light". when this light appear on america, 25 million people slained. when this light appear on africa by the imperial forces, how many people taken as slave? have you ever notice that, since ancient egypt, rome, until third reich  "sun" is their symbol? allways big gods represents, symbolizes as sun. and sun is always masculine, always male. just as modern world. i can say since mankind discover "ownership" since they start to settle down, since females lost their social position to men.
since that times, we worship sun, we worship "light".

so, can you still believe that white is pure and clean, and divine? have you ever think that worlds dirtiest place is whitehouse? are there any relationship between gandalf's white cloak and this white house shit? why racists loves the white also? why brides dress' white? think that.

they start an age, and they called "enlightenment". they bring out "nationality" the dirtiest idea of all mankind. they found new world order and start the destroy all cultural and spritual heritage of mankind. they destroy nature, they destroy earth, they destroy human.

after that can you still believe that white and light? light is symbol of authority,
which controll all mankind, since thousand years. light is a "tool" that controlling
minds, and free will. its like flying insects which fly to light. light is liar. light is fake. dont believe them, dont accept their stupid ideas. you are not insect.

we know that light has limited power. even light have limits. its not endless. you can light a candle in the dark, but after this candle ends, dark will appear again. because dark was always there, since begining of everything. dark is endless and dark is the
"base". the essence is dark. light is "cover".

your 5 sense can cheat you anytime. but your true sense, come from inside, can show the truth. light is like these 5 senses. but, dark is feeling, dark is thinking. you can see even your eyes closed. dont allow the light to cheating you.

for sure, we need light. but not more than dark. its equal.

* * *

note: sorry for my english. i just want to share my ideas with you, poeple whose follow my works, couldnt understand turkish.
  • Listening to: dawn chorus
ne zamandır iş yapamıyorum, beni takip edenlerin dikkatinden kaçmamıştır.

genel olarak zaman sıkıntısı da olsa(nede olsa işimiz gücümüz var ya) yaptığım işten çok sıkıldığımı farkettim. durun hemen önyargılı davranmayın, bu başka bi sıkntı.

modern sanatların dünyayı hakim alan otoritelerin tesiri altında olduğunu, hatta bunun onların toplumsal kontrol ve hakimiyetlerine katkıda bulunduğunu belki biraz geç de olsa farkettim, son bi kaç aydır. merkeziyetçi devletlerde sanatın hayvanlaşarak gelişmesi ve sanata yatırılan paraların bir sektör olduğu dikkatimi de çekti. dikkat edin sizde, fukara adamın yaptığı iş sanatdan sayılmıyor. tarihe bakalım, örneğin ne zaman avrupada derebeyleri elalemin emeğinden, hakkından çalmaya ve bunu sistematik bir hale getirmeye başlıyor, genel yargı klişelerine göre sanat diye adlandırdığımız eserler ortaya çıkıyor. türk sanatını selçukludan hatta osmanlıdan başlatanların düştüğü hata da aynı sebepten...

dahası da var, yetenek diye bir şey uydurmuşlar, herkesin bu işi yapmasını da bi şekilde engellemişler. üstelik bu yetenek zırvasını da bi şekilde dinle bağdaştırip işi mistikleştirmişler, metafizikleştirmişler. "aman canım ben yeteneksizim", "off abi adama bak allah vergisi". ilham diye bişey var bi kere. ilham nedir ya hu? ilham perisi diye de eklemişler. daha da bitirmemişler, senin baban ne iş yapıyor? senin baban duvar ustası. haa o zaman senden sanatçı olmaz. bu mudur?

etrafımda ailesi sanatçı olmadığı için ızdırap çeken, kendi samimiyetsizliklerini analarının ve babalarının sanatçı bir aileden gelmemesine bağlayan, başkalarının başarılarını da onların sanatçı ailelere gelmesine bağlayip kendini avutan o kadar zavallı insan var ki. belki bu yazı biraz da onlar için bazı şeyleri kavrama şansı doğurur.

merkeziyetçi ve baskıcı sistemlerin temel dayanağı olan devlet kurumları her daim diğer kullarda bir küçüklük hissi yaratmaya çalışır. eskiden de semavi dinler böyleydi. siz hep küçüksünüzdür, ama en büyük ve en ulu daima sizden büyük kurumlar veya varlıklar vardır. bu yüzden olabildiğince sizi değersiz, küçük ve basit hissetirmek için ellerinden geleni yaparlar. devasa katedraller, kocaman kubbeli camiler, komünist devlet binaları, sultanların ve imparatorların sarayları hep bunun içindir. siz o kadar küçüksünüzdür ki onların yanında... bu şekilde otoritenin ve hakimiyetin büyüklüğünü hissedersiniz.

peki ya plastik sanatlar?

floransa'nın zengin tüccarlarının göz kamaştırıcı malikanelerinde beslenen ve yetiştirilen sanatçıların eserlerine de bir bakın hele! siz bir rafaelin, dürerin, botiçellinin meydana getirdiği gibi tablolar, mona lisa gibi eserler çıkartabilir misiniz? onlara bakınca nasıl bir tepki veriyorsunuz? oha be adam ne kadar da mükemmel yapmış! ben hayatta böyle bişey yapamam! demiyor musunuz? hanginiz "aman canım bende yaparım bunu, ne var bunda" diyorsunuz? izleyene ve eseri tüketene ne kadar da uzak bir eser değil mi bunların yaptıkları?   

peki bu şekilde kendinizi otoritenin dayanılmaz gücüne teslim etmiyor musunuz?

sizin için donatellonun heykelleri ne muhteşem! bir avrupa şehrine gittiğinizde kiliselerdeki ikonalar, ve hatta efesi gezdiğinizde gördüğünüz yunan heykelleri ne muhteşem, aman tanrım! adamların sanatta geldikleri nokta ne kadar da manyak. aşmış abi adamlar. bütün türkiyedeki heykeltıraşları toplasak belki öyle heykel yapamiyacaz aman aman ne kötü ne kötü.

kusura bakmayın ama benim gözümde bir kilimden veya kerpiç bir evden çok da farklı değil bu eserler.

"öyle bir iş yapmalıyım ki, görenler ne var ki bunda? bunu bende yaparım desin" demişti vakti zamanında çok değerli bir sanatçı, yüzüme karşı, beni şaşırtarak. sonradan kenan evren'in neden pikassonun işlerine bakip "ne var bunda? bunu bende yaparım" dediğini anlamıştım.

ne zaman bir kybele heykelciğine, veya bir duvar resmine ve hatta bir köylü kilimine ve hatta çaputlar bağlanmış bir ağaca, o şaaşalı eserlere verdiğiniz bir kıymeti verdiniz? ben söyleyim, gerçeklerin farkına varan çok azınız hariç, neredeyse hiçbiriniz. neden? neden kilim deyince zanaat oluyor? kilimdeki figürler,  yapan sanatçının üyesi olduğu topluluğun binlerce yıllık birkimini yansıtır. üstelik o figürler önceden tasarlanmış bile olsa, belli bir renk ve yerleştirme ile bir kompozisyon oluşturur. o kompozisyonu belirleyen de kilimi dokuyan kişidir. sen gidiyorsun elalemin resimlerinden kolaj yapıyorsun ve buna sanat diyorsun, ama kilimi zanaat olarak görüyorsun, ve değer vermiyorsun(minyatür ve hat gibi konulara ise hiç girmek dahi istemiyorum, yoksa ağzımı bozarım). sorarım size bu adil midir?

çünkü hepiniz kendinizi küçük ve değersiz hissetmek üzerine yetiştrildiniz. suçlu değilsiniz, sistem insanları bu şekilde geliştirmek için kurumlarını kuruyor. böyle eğitiyor böyle okutuyor. hepiniz sisteme uygun, onun dediklerine uyan, itaatkar ve benliksizsiniz. çoğu düşünce yargılarınız ve fikirleriniz kendinize ait bile değil. başkalarının fikirleriyle yaşıyor, onların fikirleriyle düşünüyorsunuz.

bakın bir dönüm noktası olmuş, sanat halktan kopmuş ve egemenlerin eline geçmiş. bu noktadan sonra sanat belli bir zümrenin hakimiyeti altında büyüyup gelmişmiş. eskiden sanat herkesin yaptığı ve herkesin işin içinde olduğu bir uğraş iken(yani yetenek yok iken!), mülkiyetin ortaya çıkip insanlar sınıflaştıkça sanatda bir sınıf haline gelmiş(yetenek ortaya çıkmış ). ben o sınıfa girmeyi redediyorum! egemenlerin hakimiyeti altında oluşan sanatın içine tükürüyorum!

yetenek mevzusuna geri dönelim. elin kalem tutuyor. bişeyler çizebiliyorsun. "ben çopten adam bile çizemem" nasıl çizemezsin, sonuçta ellerin çalışıyor, beynin çalışıyor, gözlerin görüyor, nasıl çizemem? benzetemem diyorsun değil mi? neyi benzetiyorsun ki? amacımız nedir? önümde duran küllüğü dört dörtlük çizebilmem benim meziyetim değil, bilakis düzene uymam ve kirlenmemdir. kim bizden küllüğü dört dörtlük çizmemizi istedi? halbuki sen, saf ve kaygısız olarak tamamen o küllüğü kendi beyninde tasavvur ettiğin şekilde çizebilirsin. ben ise birikim ve estetik kaygılarımdan dolayı çizerken kendimi sınırlarım. yetenek diye bişey yok! ne öyle bir gen, ne öyle bir hormon ne de öyle bir içgüdü var. varolan tek şey benim çok uzun zamandır çiziyor olmam. hepsi bu.

bakın, sistemin oyununa gelin, sizi nasıl yeteneksiz diye yaftaladığına bakın. güzel sanatlar sınavlarını düşünün. karşılarında duran modeli kusursuz bir şekilde çizmeye çalışan perişan insanlara bakın. kim karar verdi buna? neden öyle çizmemiz gerekiyor? saçma sapan ve modelle alakasız ama yine modele bakarak çizip tamamladığım çizimi kimler ne amaçla beğenmiyor? birileri bizi kendi boyunduruğu altına almış ve herşeyi onların uygun gördüğü şekilde yapmamızı istiyor.

(bi kuyruk acım yok ha, eskişehir güzel sanatlar animasyon mezunuyum ben. yakında olucam yani az kaldı. babamın parasıyla da okumadım. )

neyse, sonuç olarak işte bütün bu başlıklardan sonra yaptığım işi sevmemeye başladım. kime neyi ıspat etmeye çalışıyorum ki? evet kendimi zorlamıyorum tabi ki, yanlış anlaşılmasın, çizmek çok zevkli ama sanki bunları yaparken sürekli başkalarına büyüklük tasladığımı hissediyorum. sanki ben öyle bi çiziyim ki görenin ağzı düşsün gibi yapıyormuşum gibi gelmeye başladı. hayır bilakis insanların yaptıklarına bir alternatif üretmek, en azından bize ait şeylerle sizlere bişeyler sunmak, bilmediğinizi düşündüğüm şeyleri göstermek, bu şekilde bilgi paylaşımından da mutlu olmak dı hedefim. ama bu yaptıklarımda bir samimiyet bulamadım.

sıkıntım da bu. samimiyet arıyorum. o muhteşem heykellerde, canlı gibi duran tablolarda, çok sesli klasik müzik eserlerinin çoğunda, eksik olan nokta, samimiyet. bir türküdeki sözlerin içinize içinize işlemesi gibi, ayağınızın altında umarsızca çiğnediğiniz bir kilim, üzerinde yemek yediğiniz bir mizah dergisindeki samimiyeti arıyorum. bir çerçeve içinde gözünüz gibi sakladığınızı değil. zaten yetenek dediğiniz şey de samimyet ben sizi uyandırayım. bugüne kadar yaptıklarımda belki bir kaç iş hariç iç dünyamdan bir detay bulamadım. hep derdim birilerine bişeyler anlatmak, anlatırken de onlara görsellerle destek olmak olmuş. kendimi sorguladım ve beğenmedim yaptığım şeyleri. hepsi bu kadar.

bu yüzden artık çok daha farklı şeyler yapmak istiyorum ne yapacağımı da daha bulamadım. eski seriye de devam edicem tabi. ama o artık başka bişey olacak.

sözün özü, bütün değer yargılarınızı bi kenara bırakın ve samimi olana değer verin. cafcaflı ve sizi etkisi altında bırakan, sizde saygı uyandıran eserlere değil. bilakis size değersiz görünlere değer verin. anladınız mı?
  • Listening to: silence teaches you how to sing.
The sun is far away
It goes in circles
Someone dies
Someone lives
In pain
It is burning
Into the thin air
Of the nature
Of a culture
On the dark side
Under the moon
The wolves gather
  • Listening to: ulver
  • Reading: dante
  • Watching: myself
vuslat halin aydırasam vuslat halin bilenlere
yedi türlü nişan gerek hakikayte erenlere

bu yedisinden birisi eksik olursa olmaya
bir nesne eksik gerekmez bu sarp yollara

evvel nişanı budurur yermeye cümle milleti
yerenler yerini kaldı yer değmedi yerenlere

ikinci nişanı oldur kim nefsini semirtmeye
zinhar siz ondan olmanız nefsine kul olanlara

üçüncü nişanı budur cümle heveslerden geçe
hevesler eri yolda kor yetemez yol varanlara

dördüncü nişanı oldur dünyadan münezzeh ola
dünya seni sayrı eyler ne kul kaygısı sayrılara

yunus yedi nişan dedi evet üçünü gizledi
onu dahi deyiverem gelip halvet soranlara.

* * *

ilgili bakınızlar; 4+3, pisagor tarikatı / ezoterizmi. 4, 7.
  • Listening to: yondeboi-sinking slowly
  • Reading: .
  • Watching: evren
gone are the ghosts and gods,
fear's strangled emerods,
thought's spider snares;
dead are the craven creeds;
truth demands noble deeds,
all free man dares.

men, be your own recourse!
waste not your fire and force
in fatuous prayers!
better, come cannily
down on the enemy,
set them to theirs

free from the bogie faith,
false fear and wastrel wraith,
from shame and guilt,
rise, in thine own self-awe,
live to the living law:
do what thou wilt!

to the memory of
mustapha kemal pasha ataturk:
for my old friend and pupil
major-general john charles
frederick fuller
and my son aleister ataturk.

aleister crowley / oriflame


not: oğlunun isminin neden ataturk olduğu anlaşıldı. atatürke hayranmış. 
  • Listening to: yondeboi-sinking slowly
  • Reading: .
  • Watching: evren
alp er tunga öldü mü?

18kopek.com/sayi3/

hepimiz çok manyakız.
  • Listening to: sainkho-who stole the sky?
  • Reading: .
  • Watching: evren
Life is a great journey through illusion.

Every moment of this journey is so intense. Some people play with it, some people try to learn how to win, some people just pass through it!... I am sinking into every passing moment. And I am grateful for this illusion which presents me every second with a new fruit to taste. Sweetness, sorrow, anger, happiness, passion and depression. All is Fullness and Emptiness. Oh, what a taste!

... I'm born naked and I will die naked. All I can take from this great illusion called Life is my Spirit.....

. . .

sainkho namtchylak '98
  • Listening to: sainkho-who stole the sky?
  • Reading: .
  • Watching: evren
-benim iç yüzümü çizebilir misin?
kafamda beynimde ne var onları biliyor musun?
bak hemen giydiklerim ilgini çekti.
ancak bilinen ve görünen mi gerçektir?
insan doğru olanı araştırmalı. herşeyin bir dış yüzü bir de iç yüzü vardır.

-söylediklerini anlayamadım?

-göremediğini görmeye çalış. dışdan içeri değil, içden dışarı bak. hayır bu resim güzel olmamış.
sen görünenin resmini yapmışsın!

(çocuk yaptığı resme bir daha şakınlık içinde bakar)

-hayata insanlara bir daha bak! gerçek bildiğin şeyler üzerine bir daha düşün.
doğru sandığın kavramları bir daha araştır.
düşünce dengen bozulacak diye korkma!
en doğru denge, her zaman yeniden kurulan dengedir.

(sehpanın üzerinden bir kutu boya alır, tuvale saçar, resim kı pkırmızı olur)

(fatma girik-kadın hamlet/m.erksan)
  • Listening to: .
  • Reading: .
  • Watching: evren
Ey dostlar! Bu hikâyeyi dinleyiniz. Hakikatte o bizim bu günkü halimizdir.

orjinalinden çeviri; www.semazen.net/show_text_main…

açıklamalı çeviri; www.semazen.net/show_text_main…

(her ikisinde de 35-245 arası beyitler)

" Padişah o kanı şehvet uğruna dökmedi. Suizanda bulunma, münakaşayı bırak!
  Sen onun hakkında kötü ve pis iş işledi deyip fena bir zanda bulundun.
  Su süzülup durulunca, berrak bir hale gelince bu berraklıkta bulanıklık ve tortu kalır mı, süzüluş suda tortu bırakır mı?
  Bu riyazatlar, bu cefa çekmeler, ocağın posayı gümüşten çıkarması içindir.
   İyinin, kötünün imtihanı, altının kaynayip tortusunun üste çıkması içindir. "

Ey gâfil insan, sen gerek Allâh'ın, gerek ehlûllâhın işlerini kendi işlerine kıyâsen anlamaya ve ona göre hüküm vermeye kalkışıyorsun. Fakat böyle yapmakla, hakîkatden fersah fersah uzaklaşıyorsun. Gözünü aç ve dikkatle bak ki, mes'ele, senin bildiğin gibi değildir.

(mesneviden)
  • Listening to: vangelis-ask the mountains
  • Reading: .
  • Watching: evren